Uygulamayı indir

Müzzemmil

73. · 20 ayet · Mekkî · Nüzul sırası 3المزمل

Müzzemmil sûresi, Kur'an-ı Kerim'in 73. sûresidir ve 20 ayetten oluşur; Mekkî bir sûredir. Bu sayfada Arapça metni, Latin harfli okunuşu, Türkçe meali ve her ayet için Arapça tilaveti bulunur.

Arapça metin: Tanzil UthmaniMeal: Elmalılı Muhammed Hamdi YazırOkunuş: Tanzil TR (Muhammet Abay)Tilavet: Mishary Râshid el-Afasy

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْمُزَّمِّلُ

Yâ eyyühe-lmüzzemmil.

Ey örtünen! (Peygamber)

قُمِ ٱلَّيْلَ إِلَّا قَلِيلًا

Kumi-lleyle illâ kalîlâ.

Gecenin birazı hariç olmak üzere geceleyin kalk (namaz kıl).

نِّصْفَهُۥٓ أَوِ ٱنقُصْ مِنْهُ قَلِيلًا

Nisfehû evi-nkus minhü kalîlâ.

Gecenin yarısında kalk, yahut yarısından biraz eksilt.

أَوْ زِدْ عَلَيْهِ وَرَتِّلِ ٱلْقُرْءَانَ تَرْتِيلًا

Ev zid `aleyhi verattili-lkur'âne tertîlâ.

Veya bunu artır ve ağır ağır Kur'ân oku.

إِنَّا سَنُلْقِى عَلَيْكَ قَوْلًا ثَقِيلًا

İnnâ senülkî `aleyke kavlen sekîlâ.

Doğrusu biz, senin üzerine ağır bir söz bırakacağız (Kur'an vahyedeceğiz).

إِنَّ نَاشِئَةَ ٱلَّيْلِ هِىَ أَشَدُّ وَطْـًٔا وَأَقْوَمُ قِيلًا

İnne nâşiete-lleyli hiye eşeddü vat'ev veakvemü kîlâ.

Çünkü gece kalkışı hem daha etkili, hem de söz bakımından daha sağlamdır.

إِنَّ لَكَ فِى ٱلنَّهَارِ سَبْحًا طَوِيلًا

İnne leke fi-nnehâri sebhan tavîlâ.

Çünkü gündüz senin için uzun bir meşguliyet vardır.

وَٱذْكُرِ ٱسْمَ رَبِّكَ وَتَبَتَّلْ إِلَيْهِ تَبْتِيلًا

Vezküri-sme rabbike vetebettel ileyhi tebtîlâ.

Rabbinin adını an ve bütün gönlünle ona yönel.

رَّبُّ ٱلْمَشْرِقِ وَٱلْمَغْرِبِ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ فَٱتَّخِذْهُ وَكِيلًا

Rabbü-lmeşriki velmagribi lâ ilâhe illâ hüve fettehizhü vekîlâ.

O, doğunun ve batının Rabbidir. Ondan başka tanrı yoktur. O halde yalnız O'nu vekil tut.

وَٱصْبِرْ عَلَىٰ مَا يَقُولُونَ وَٱهْجُرْهُمْ هَجْرًا جَمِيلًا

Vasbir `alâ mâ yekûlûne vehcürhüm hecran cemîlâ.

Başkalarının diyeceklerine sabret, güzellikle onlardan ayrıl.

وَذَرْنِى وَٱلْمُكَذِّبِينَ أُو۟لِى ٱلنَّعْمَةِ وَمَهِّلْهُمْ قَلِيلًا

Vezernî velmükezzibîne üli-nna`meti vemehhilhüm kalîlâ.

O yalanlayıcı zevk ve refah sahiplerini bana bırak, onlara biraz mühlet ver.

إِنَّ لَدَيْنَآ أَنكَالًا وَجَحِيمًا

İnne ledeynâ enkâlev vecehîmâ.

Zira bizim yanımızda bukağılar var, bir cehennem var.

وَطَعَامًا ذَا غُصَّةٍ وَعَذَابًا أَلِيمًا

Veta`âmen zâ gussativ ve`azâben elîmâ.

Boğaza duran bir yiyecek, elem verici bir azap var.

يَوْمَ تَرْجُفُ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ وَكَانَتِ ٱلْجِبَالُ كَثِيبًا مَّهِيلًا

Yevme tercüfü-l'ardu velcibâlü vekâneti-lcibâlü kesîbem mehîlâ.

O gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecek.

إِنَّآ أَرْسَلْنَآ إِلَيْكُمْ رَسُولًا شَـٰهِدًا عَلَيْكُمْ كَمَآ أَرْسَلْنَآ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ رَسُولًا

İnnâ erselnâ ileyküm rasûlen şâhiden `aleyküm kemâ erselnâ ilâ fir`avne rasûlâ.

Doğrusu biz size tanıklık edecek bir elçi gönderdik. Nitekim Firavun'a da bir elçi göndermiştik.

فَعَصَىٰ فِرْعَوْنُ ٱلرَّسُولَ فَأَخَذْنَـٰهُ أَخْذًا وَبِيلًا

Fe`asâ fir`avnü-rrasûle feehaznâhü ahzev vebîlâ.

Firavun o elçiye isyan etmişti. Biz de onu ağır bir yakalayışla yakaladık.

فَكَيْفَ تَتَّقُونَ إِن كَفَرْتُمْ يَوْمًا يَجْعَلُ ٱلْوِلْدَٰنَ شِيبًا

Fekeyfe tettekûne in kefertüm yevmey yec`alü-lvildâne şîbâ.

Peki inkâr ederseniz, çocukları ihtiyarlatacak o günden (kıyamet gününden) kendinizi nasıl kurtaracaksınız?

ٱلسَّمَآءُ مُنفَطِرٌۢ بِهِۦ ۚ كَانَ وَعْدُهُۥ مَفْعُولًا

Essemâü münfetirum bih. Kâne va`dühû mef`ûlâ.

O günün dehşetinden gök yarılır. Allah'ın sözü kesinlikle gerçekleşmiştir.

إِنَّ هَـٰذِهِۦ تَذْكِرَةٌ ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ سَبِيلًا

İnne hâzihî tezkirah. Femen şâe-ttehaze ilâ rabbihî sebîlâ.

İşte bu bir öğüttür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar.

۞ إِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ أَنَّكَ تَقُومُ أَدْنَىٰ مِن ثُلُثَىِ ٱلَّيْلِ وَنِصْفَهُۥ وَثُلُثَهُۥ وَطَآئِفَةٌ مِّنَ ٱلَّذِينَ مَعَكَ ۚ وَٱللَّهُ يُقَدِّرُ ٱلَّيْلَ وَٱلنَّهَارَ ۚ عَلِمَ أَن لَّن تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنَ ٱلْقُرْءَانِ ۚ عَلِمَ أَن سَيَكُونُ مِنكُم مَّرْضَىٰ ۙ وَءَاخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِى ٱلْأَرْضِ يَبْتَغُونَ مِن فَضْلِ ٱللَّهِ ۙ وَءَاخَرُونَ يُقَـٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۖ فَٱقْرَءُوا۟ مَا تَيَسَّرَ مِنْهُ ۚ وَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَقْرِضُوا۟ ٱللَّهَ قَرْضًا حَسَنًا ۚ وَمَا تُقَدِّمُوا۟ لِأَنفُسِكُم مِّنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِندَ ٱللَّهِ هُوَ خَيْرًا وَأَعْظَمَ أَجْرًا ۚ وَٱسْتَغْفِرُوا۟ ٱللَّهَ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌۢ

İnne rabbeke ya`lemü enneke tekûmü ednâ min sülüseyi-lleyli venisfehû vesülüsehû vetâifetüm mine-llezîne me`ak. Vellâhü yükaddiru-lleyle vennehâr. `Alime el len tuhsûhü fetâbe `aleyküm fakraû mâ teyessera mine-lkur'ân. `Alime en seyekûnü minküm merdâ veâharûne yadribûne fi-l'ardi yebtegûne min fadli-llâhi veâharûne yükâtilûne fî sebîli-llâh. Fakraû mâ teyessera minhü veekîmu-ssalâte veâtü-zzekâte veakridü-llâhe kardan hasenâ. Vemâ tükaddimû lienfüsiküm min hayrin tecidûhü `inde-llâhi hüve hayrav vea`zame ecrâ. Vestagfirü-llâh. İnne-llâhe gafûrur rahîm.

Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu sayamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur'ân'dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

CinMüddessir

Baştan sona dinle · Müzzemmil

0:00