Uygulamayı indir

Tekvîr

81. · 29 ayet · Mekkî · Nüzul sırası 7التكوير

Tekvîr sûresi, Kur'an-ı Kerim'in 81. sûresidir ve 29 ayetten oluşur; Mekkî bir sûredir. Bu sayfada Arapça metni, Latin harfli okunuşu, Türkçe meali ve her ayet için Arapça tilaveti bulunur.

Arapça metin: Tanzil UthmaniMeal: Elmalılı Muhammed Hamdi YazırOkunuş: Tanzil TR (Muhammet Abay)Tilavet: Mishary Râshid el-Afasy

إِذَا ٱلشَّمْسُ كُوِّرَتْ

İze-şşemsü küvvirat.

Güneş katlanıp dürüldüğünde,

وَإِذَا ٱلنُّجُومُ ٱنكَدَرَتْ

Veize-nnücûmü-nkederat.

Yıldızlar bulandığında,

وَإِذَا ٱلْجِبَالُ سُيِّرَتْ

Veize-lcibâlü süyyirat.

Dağlar yürütüldüğünde,

وَإِذَا ٱلْعِشَارُ عُطِّلَتْ

Veize-l`işâru `uttilet.

Kıyılmaz mallar bırakıldığında,

وَإِذَا ٱلْوُحُوشُ حُشِرَتْ

Veize-lvuhûşü huşirat.

Vahşi hayvanlar bir araya toplandığında,

وَإِذَا ٱلْبِحَارُ سُجِّرَتْ

Veize-lbihâru süccirat.

Denizler ateşlendiğinde (suları çekilip, volkanlar halinde ateş püskürdüğünde),

وَإِذَا ٱلنُّفُوسُ زُوِّجَتْ

Veize-nnüfûsü züvvicet.

Nefisler eşleştirildiğinde (iyiler iyilerle, kötüler kötülerle bir araya toplandığında),

وَإِذَا ٱلْمَوْءُۥدَةُ سُئِلَتْ

Veize-lmev'ûdetü süilet.

Diri diri toprağa gömülen kıza sorulduğunda,

بِأَىِّ ذَنۢبٍ قُتِلَتْ

Bieyyi zembin kutilet.

"Hangi günahtan dolayı öldürüldü?" diye.

وَإِذَا ٱلصُّحُفُ نُشِرَتْ

Veize-ssuhufü nüşirat.

Amel defterleri açıldığında,

وَإِذَا ٱلسَّمَآءُ كُشِطَتْ

Veize-ssemâü küşitat.

Gök sıyrılıp açıldığında,

وَإِذَا ٱلْجَحِيمُ سُعِّرَتْ

Veize-lcehîmü sü``irat.

Cehennem kızıştırıldığında,

وَإِذَا ٱلْجَنَّةُ أُزْلِفَتْ

Veize-lcennetü üzlifet.

Ve cennet yaklaştırıldığında,

عَلِمَتْ نَفْسٌ مَّآ أَحْضَرَتْ

`Alimet nefsüm mâ ahdarat.

Herkes ne getirmiş olduğunu anlar.

فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلْخُنَّسِ

Felâ uksimü bilhunnes.

Şimdi yemin ederim o sinenlere (gündüzleri gözden kaybolan yıldızlara),

ٱلْجَوَارِ ٱلْكُنَّسِ

Elcevâri-lkünnes.

O akıp akıp yuvasına gidenlere,

وَٱلَّيْلِ إِذَا عَسْعَسَ

Velleyli izâ `as`as.

Yöneldiği an geceye,

وَٱلصُّبْحِ إِذَا تَنَفَّسَ

Vessubhi izâ teneffes.

Nefeslendiği (ağardığı) an sabaha ki,

إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ

İnnehû lekavlü rasûlin kerîm.

Kuşkusuz o Kur'an, değerli bir elçinin sözüdür.

ذِى قُوَّةٍ عِندَ ذِى ٱلْعَرْشِ مَكِينٍ

Zî kuvvetin `inde zi-l`arşi mekîn.

O elçi güçlüdür, Arş'ın sahibinin yanında çok itibarlıdır.

مُّطَاعٍ ثَمَّ أَمِينٍ

Mütâ`in semme emîn.

Orada ona itaat edilir, güvenilir.

وَمَا صَاحِبُكُم بِمَجْنُونٍ

Vemâ sâhibüküm bimecnûn.

Arkadaşınızı cin çarpmış değildir.

وَلَقَدْ رَءَاهُ بِٱلْأُفُقِ ٱلْمُبِينِ

Velekad raâhü bil'üfüki-lmübîn.

Andolsun o, Cebrail'i açık ufukta gördü.

وَمَا هُوَ عَلَى ٱلْغَيْبِ بِضَنِينٍ

Vemâ hüve `ale-lgaybi bidanîn.

O, gayb hakkında cimri de değildir.

وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَيْطَـٰنٍ رَّجِيمٍ

Vemâ hüve bikavli şeytânir racîm.

O, kovulmuş bir şeytanın sözü değildir.

فَأَيْنَ تَذْهَبُونَ

Feeyne tezhebûn.

Hâl böyle iken, siz nereye gidiyorsunuz?

إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَـٰلَمِينَ

İn hüve illâ zikrul lil`âlemîn.

O, âlemler için öğütten başka bir şey değildir,

لِمَن شَآءَ مِنكُمْ أَن يَسْتَقِيمَ

Limen şâe minküm ey yestekîm.

İçinizden doğru gitmek isteyenler için.

وَمَا تَشَآءُونَ إِلَّآ أَن يَشَآءَ ٱللَّهُ رَبُّ ٱلْعَـٰلَمِينَ

Vemâ teşâûne illâ ey yeşâe-llâhü rabbü-l`âlemîn.

Âlemlerin Rabbi olan Allah dilemeyince, siz dileyemezsiniz.

Abeseİnfitâr

Baştan sona dinle · Tekvîr

0:00