Uygulamayı indir

Abese

80. · 42 ayet · Mekkî · Nüzul sırası 24عبس

Abese sûresi, Kur'an-ı Kerim'in 80. sûresidir ve 42 ayetten oluşur; Mekkî bir sûredir. Bu sayfada Arapça metni, Latin harfli okunuşu, Türkçe meali ve her ayet için Arapça tilaveti bulunur.

Arapça metin: Tanzil UthmaniMeal: Elmalılı Muhammed Hamdi YazırOkunuş: Tanzil TR (Muhammet Abay)Tilavet: Mishary Râshid el-Afasy

عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ

`Abese vetevellâ.

(Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.

أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ

En câehü-l'a`mâ.

Kendisine âmâ geldi, diye.

وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ

Vemâ yüdrîke le`allehû yezzekkâ.

Ne bilirsin, belki o temizlenecek?

أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ

Ev yezzekkeru fetenfe`ahü-zzikrâ.

Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.

أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ

Emmâ meni-stagnâ.

Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince,

فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ

Feente lehû tesaddâ.

Sen ona yöneliyorsun.

وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ

Vemâ `aleyke ellâ yezzekkâ.

Onun temizlenmemesinden sana ne?

وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ

Veemmâ men câeke yes`â.

Ama sana can atarak gelen,

وَهُوَ يَخْشَىٰ

Vehüve yahşâ.

Allah'tan korkarak gelmişken,

فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ

Feente `anhü telehhâ.

Sen onunla ilgilenmiyorsun.

كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ

Kellâ innehâ tezkirah.

Hayır hayır, sakın. Çünkü o Kur'ân bir öğüttür.

فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ

Femen şâe zekerah.

Artık dileyen onu düşünür.

فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ

Fî suhufim mükerrameh.

O, değerli sahifelerdedir.

مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍۭ

Merfû`atim mütahherah.

Yüksek tutulan tertemiz sahifelerde.

بِأَيْدِى سَفَرَةٍ

Bieydî seferah.

Yazıcıların ellerindedir,

كِرَامٍۭ بَرَرَةٍ

Kirâmim berarah.

Değerli, iyi yazıcıların.

قُتِلَ ٱلْإِنسَـٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ

Kutile-l'insânü mâ ekferah.

O kahrolası insan, ne nankör şey.

مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ

Min eyyi şey'in halekah.

O yaratan onu hangi şeyden yarattı?

مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ

Min nutfeh. Halekahû fekadderah.

Bir damla sudan, onu yarattı da biçime koydu.

ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ

Sümme-ssebîle yesserah.

Sonra ona yolunu kolaylaştırdı.

ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ

Sümme emâtehû feakberah.

Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu.

ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ

Sümme izâ şâe enşerah.

Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltir.

كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ

Kellâ lemmâ yakdi mâ emerah.

Hayır hayır, doğrusu o, hiç Allah'ın emrini tam yerine getirmedi,

فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَـٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ

Felyenzuri-l'insânü ilâ ta`âmih.

Bir de o insan yiyeceğine baksın.

أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا

Ennâ sabebne-lmâe sabbâ.

Biz o suyu bol bol döktük.

ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا

Sümme şakakne-l'arda şekkâ.

Sonra toprağı nasıl da yardık.

فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا

Feembetnâ fîhâ habbâ.

Bu suretle orada ekinler bitirdik.

وَعِنَبًا وَقَضْبًا

Ve`inebev vekadbâ.

Üzümler, yoncalar,

وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا

Vezeytûnev venahlâ.

Zeytinlikler, hurmalıklar,

وَحَدَآئِقَ غُلْبًا

Vehadâika gulbâ.

İri ve sık ağaçlı bahçeler,

وَفَـٰكِهَةً وَأَبًّا

Vefâkihetev veebbâ.

Meyveler, çayırlar bitirdik.

مَّتَـٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ

Metâ`al leküm velien`âmiküm.

Siz ve hayvanlarınız faydalansın diye.

فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ

Feizâ câeti-ssâhhah.

Kulakları sağır eden o gürültü geldiğinde,

يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ

Yevme yefirru-lmerü min ehîh.

O gün kişi kaçar, kardeşinden...

وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ

Veümmihî veebîh.

Anasından, babasından..

وَصَـٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ

Vesâhibetihî vebenîh.

Eşinden ve oğullarından.

لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ

Likülli-mriim minhüm yevmeizin şe'nüy yugnîh.

Onlardan her birinin o gün başından aşan işi vardır.

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ

Vucûhüy yevmeizim müsfirah.

Yüzler var ki, o gün parıl parıl,

ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ

Dâhiketüm müstebşirah.

Güler, sevinir.

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ

Vevucûhüy yevmeizin `aleyhâ gaberah.

Yüzler de var ki, o gün tozlanmış,

تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ

Terhekuhâ katerah.

Onları karanlık bürümüş,

أُو۟لَـٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ

Ülâike hümü-lkeferatü-lfecerah.

İşte onlardır kâfirler, haktan sapanlar.

NâziâtTekvîr

Baştan sona dinle · Abese

0:00