Burûc
البروجBurûc sûresi, Kur'an-ı Kerim'in 85. sûresidir ve 22 ayetten oluşur; Mekkî bir sûredir. Bu sayfada Arapça metni, Latin harfli okunuşu, Türkçe meali ve her ayet için Arapça tilaveti bulunur.
Arapça metin: Tanzil UthmaniMeal: Elmalılı Muhammed Hamdi YazırOkunuş: Tanzil TR (Muhammet Abay)Tilavet: Mishary Râshid el-Afasy
وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلْبُرُوجِ
Vessemâi zâti-lbürûc.
Burçlar sahibi gökyüzüne,
وَٱلْيَوْمِ ٱلْمَوْعُودِ
Velyevmi-lmev`ûd.
Vaad olunan o güne,
وَشَاهِدٍ وَمَشْهُودٍ
Veşâhidiv vemeşhûd.
Şahitlik edene ve edilene andolsun ki,
قُتِلَ أَصْحَـٰبُ ٱلْأُخْدُودِ
Kutile ashâbü-l'uhdûd.
Kahroldu o hendeğin sahipleri,
ٱلنَّارِ ذَاتِ ٱلْوَقُودِ
Ennâri zâti-lvekûd.
O çıralı ateşin,
إِذْ هُمْ عَلَيْهَا قُعُودٌ
İz hüm `aleyhâ ku`ûd.
Hani o ateşin başına oturmuşlar,
وَهُمْ عَلَىٰ مَا يَفْعَلُونَ بِٱلْمُؤْمِنِينَ شُهُودٌ
Vehüm `alâ mâ yef`alûne bilmü'minîne şühûd.
Müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
وَمَا نَقَمُوا۟ مِنْهُمْ إِلَّآ أَن يُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَمِيدِ
Vemâ nekamû minhüm illâ ey yü'minû billâhi-l`azîzi-lhamîd.
Müminlere kızmalarının sebebi de, onların yalnız çok güçlü ve övgüye lâyık olan Allah'a iman etmeleri idi.
ٱلَّذِى لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍ شَهِيدٌ
Ellezî lehû mülkü-ssemâvâti vel'ard. Vellâhü `alâ külli şey'in şehîd.
O Allah ki, göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur ve Allah her şeye şahittir.
إِنَّ ٱلَّذِينَ فَتَنُوا۟ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا۟ فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ ٱلْحَرِيقِ
İnne-llezîne fetenü-lmü'minîne velmü'minâti sümme lem yetûbû felehüm `azâbü cehenneme velehüm `azâbü-lharîk.
İnanan erkek ve kadınlara işkence yapıp sonra da tevbe etmeyenlere cehennem azabı ve yangın azabı vardır.
إِنَّ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمْ جَنَّـٰتٌ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْكَبِيرُ
İnne-llezîne âmenû ve`amilu-ssâlihâti lehüm cennâtün tecrî min tahtihe-l'enhâr. Zâlike-lfevzü-lkebîr.
İnanan ve iyi amel yapanlar için de altından ırmaklar akan cennetler vardır. İşte büyük kurtuluş odur.
إِنَّ بَطْشَ رَبِّكَ لَشَدِيدٌ
İnne batşe rabbike leşedîd.
Kuşkusuz Rabbinin yakalaması serttir.
إِنَّهُۥ هُوَ يُبْدِئُ وَيُعِيدُ
İnnehû hüve yübdiü veyü`îd.
Yoktan o yaratır ve tekrar o diriltir.
وَهُوَ ٱلْغَفُورُ ٱلْوَدُودُ
Vehüve-lgafûru-lvedûd.
Bununla beraber çok bağışlayandır, çok sevendir.
ذُو ٱلْعَرْشِ ٱلْمَجِيدُ
Zü-l`arşi-lmecîd.
Arş'ın sahibidir, yücedir.
فَعَّالٌ لِّمَا يُرِيدُ
Fa``âlül limâ yürîd.
Dilediğini yapandır.
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْجُنُودِ
Hel etâke hadîsü-lcünûd.
O orduların kıssası sana geldi mi?
فِرْعَوْنَ وَثَمُودَ
Fir`avne vesemûd.
Yani Firavun ve Semud'un?
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى تَكْذِيبٍ
Beli-llezîne keferû fî tekzîb.
Fakat o inkarcılar hâlâ bir yalanlama içinde.
وَٱللَّهُ مِن وَرَآئِهِم مُّحِيطٌۢ
Vellâhü miv verâihim mühît.
Oysa Allah onları arkalarından kuşatmıştır.
بَلْ هُوَ قُرْءَانٌ مَّجِيدٌ
Bel hüve kur'ânüm mecîd.
Hayır o şerefli bir Kur'ân'dır.
فِى لَوْحٍ مَّحْفُوظٍۭ
Fî levhim mahfûz.
Levhi Mahfuz'dadır.
Baştan sona dinle · Burûc
0:00