İnşikâk
الانشقاقİnşikâk sûresi, Kur'an-ı Kerim'in 84. sûresidir ve 25 ayetten oluşur; Mekkî bir sûredir. Bu sayfada Arapça metni, Latin harfli okunuşu, Türkçe meali ve her ayet için Arapça tilaveti bulunur.
Arapça metin: Tanzil UthmaniMeal: Elmalılı Muhammed Hamdi YazırOkunuş: Tanzil TR (Muhammet Abay)Tilavet: Mishary Râshid el-Afasy
إِذَا ٱلسَّمَآءُ ٱنشَقَّتْ
İze-ssemâü-nşekkat.
Gök yarıldığı,
وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
Veezinet lirabbihâ vehukkat.
Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,
وَإِذَا ٱلْأَرْضُ مُدَّتْ
Veize-l'ardu müddet.
Yer uzatılıp düzlendiği,
وَأَلْقَتْ مَا فِيهَا وَتَخَلَّتْ
Veelkat mâ fîhâ vetehallet.
İçinde ne varsa attığı ve tamamen boşaldığı
وَأَذِنَتْ لِرَبِّهَا وَحُقَّتْ
Veezinet lirabbihâ vehukkat.
Ve Rabbini dinleyip kendisine yaraşır şekilde boyun eğdiği vakit,
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْإِنسَـٰنُ إِنَّكَ كَادِحٌ إِلَىٰ رَبِّكَ كَدْحًا فَمُلَـٰقِيهِ
Yâ eyyühe-l'insânü inneke kâdihun ilâ rabbike kedhan femülâkîh.
Ey insan! Kuşkusuz sen Rabbine doğru çaba üstüne çaba sarfetmektesin, nihayet O'na varacaksın.
فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ
Feemmâ men ûtiye kitâbehû biyemînih.
O vakit kitabı sağ eline verilen,
فَسَوْفَ يُحَاسَبُ حِسَابًا يَسِيرًا
Fesevfe yühâsebü hisâbey yesîrâ.
Kolay bir hesapla hesaba çekilecek,
وَيَنقَلِبُ إِلَىٰٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا
Veyenkalibü ilâ ehlihî mesrûrâ.
Ve sevinçli olarak ailesine dönecektir.
وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَـٰبَهُۥ وَرَآءَ ظَهْرِهِۦ
Veemmâ men ûtiye kitâbehû verâe zahrih.
Ama kitabı arkasından verilen,
فَسَوْفَ يَدْعُوا۟ ثُبُورًا
Fesevfe yed`û sübûrâ.
"Yetiş ey ölüm!" diye bağıracak
وَيَصْلَىٰ سَعِيرًا
Veyaslâ se`îrâ.
Ve alevli ateşe girecektir.
إِنَّهُۥ كَانَ فِىٓ أَهْلِهِۦ مَسْرُورًا
İnnehû kâne fî ehlihî mesrûrâ.
Çünkü o ailesi içinde sevinçli idi.
إِنَّهُۥ ظَنَّ أَن لَّن يَحُورَ
İnnehû zanne el ley yehûr.
Hiç Rabbine dönmeyeceğini sanmıştı.
بَلَىٰٓ إِنَّ رَبَّهُۥ كَانَ بِهِۦ بَصِيرًا
Belâ. İnne rabbehû kâne bihî besîrâ.
Hayır Rabbi onu görmekte idi.
فَلَآ أُقْسِمُ بِٱلشَّفَقِ
Felâ uksimü bişşefek.
Şimdi, yemin ederim o şafağa,
وَٱلَّيْلِ وَمَا وَسَقَ
Velleyli vemâ veseka.
Geceye ve içinde barındırdığı şeylere,
وَٱلْقَمَرِ إِذَا ٱتَّسَقَ
Velkameri ize-tteseka.
Derlendiği zaman o aya,
لَتَرْكَبُنَّ طَبَقًا عَن طَبَقٍ
Leterkebünne tabekan `an tabak.
Ki, siz elbette halden hale geçeceksiniz.
فَمَا لَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ
Femâ lehüm lâ yü'minûn.
Böyleyken onlar neden acaba iman etmezler?
وَإِذَا قُرِئَ عَلَيْهِمُ ٱلْقُرْءَانُ لَا يَسْجُدُونَ ۩
Veizâ kurie `aleyhimü-lkur'ânü lâ yescüdûn.
Karşılarında Kur'ân okunduğu vakit secde etmezler?
بَلِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُكَذِّبُونَ
Beli-llezîne keferû yükezzibûn.
Aksine o nankörler yalanlıyorlar.
وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يُوعُونَ
Vellâhü a`lemü bimâ yû`ûn.
Oysa Allah içlerinde sakladıklarını biliyor.
فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ
Febeşşirhüm bi`azâbin elîm.
Onun için onlara elem verici bir azabı müjdele.
إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ لَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍۭ
İlle-llezîne âmenû ve`amilu-ssâlihâti lehüm ecrun gayru memnûn.
Ancak iman edip iyi ameller işleyenler başkadır. Onlara tükenmez bir ecir vardır.
Baştan sona dinle · İnşikâk
0:00