Gâşiye
الغاشيةGâşiye sûresi, Kur'an-ı Kerim'in 88. sûresidir ve 26 ayetten oluşur; Mekkî bir sûredir. Bu sayfada Arapça metni, Latin harfli okunuşu, Türkçe meali ve her ayet için Arapça tilaveti bulunur.
Arapça metin: Tanzil UthmaniMeal: Elmalılı Muhammed Hamdi YazırOkunuş: Tanzil TR (Muhammet Abay)Tilavet: Mishary Râshid el-Afasy
هَلْ أَتَىٰكَ حَدِيثُ ٱلْغَـٰشِيَةِ
Hel etâke hadîsü-lgâşiyeh.
O her şeyi kuşatacak olan Kıyamet'in haberi sana geldi mi?
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَـٰشِعَةٌ
Vucûhüy yevmeizin hâşi`ah.
Yüzler var ki, o gün eğilmiş, zillete düşmüştür.
عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ
`Âmiletün nâsibeh.
Çalışmış, yorulmuştur.
تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً
Taslâ nâran hâmiyeh.
Kızışmış bir ateşe girer.
تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ ءَانِيَةٍ
Tüskâ min `aynin âniyeh.
Onlara kızgın bir kaynaktan su verilir.
لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ
Leyse lehüm ta`âmün illâ min darî`.
Onlar için kuru bir dikenden başka yiyecek de yoktur.
لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِى مِن جُوعٍ
Lâ yüsminü velâ yugnî min cû`.
O da ne besler, ne de açlığı giderir.
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ
Vucûhüy yevmeizin nâ`imeh.
Yüzler de var ki, o gün nimetle mutludur.
لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ
Lisa`yihâ râdiyeh.
Yaptığından hoşnuttur.
فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
Fî cennetin `âliyeh.
Yüksek bir cennettedir.
لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَـٰغِيَةً
Lâ tesme`u fîhâ lâgiyeh.
Orada boş bir söz işitmez.
فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ
Fîhâ `aynün câriyeh.
Orada akan bir kaynak,
فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ
Fîhâ sürurum merfû`ah.
Yükseltilmiş divanlar,
وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ
Veekvâbüm mevdû`ah.
Konulmuş kadehler,
وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ
Venemâriku masfûfeh.
Dizilmiş koltuklar, yastıklar,
وَزَرَابِىُّ مَبْثُوثَةٌ
Vezerâbiyyü mebsûseh.
Serilmiş halılar vardır.
أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى ٱلْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ
Efelâ yenzurûne ile-l'ibili keyfe hulikat.
Bakmıyorlar mı o develere, nasıl yaratılmış?
وَإِلَى ٱلسَّمَآءِ كَيْفَ رُفِعَتْ
Veile-ssemâi keyfe rufi`at.
Göğe bakmıyorlar mı, nasıl yükseltilmiş?
وَإِلَى ٱلْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ
Veile-lcibâli keyfe nüsibet.
Bakmıyorlar mı dağlara, nasıl dikilmiş?
وَإِلَى ٱلْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ
Veile-l'ardi keyfe sütihat.
Yere bakmıyorlar mı, nasıl yayılmış?
فَذَكِّرْ إِنَّمَآ أَنتَ مُذَكِّرٌ
Fezekkir innemâ ente müzekkir.
Haydi öğüt ver; sen şimdi sırf bir öğütçüsün.
لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ
Leste `aleyhim bimüsaytir.
Onların üzerinde bir zorba değilsin.
إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ
İllâ men tevellâ vekefera.
Ancak kim yüz çevirir ve kâfir olursa,
فَيُعَذِّبُهُ ٱللَّهُ ٱلْعَذَابَ ٱلْأَكْبَرَ
Feyü`azzibühü-llâhü-l`azâbe-l'ekber.
Allah ona en büyük azap ile azap edecek.
إِنَّ إِلَيْنَآ إِيَابَهُمْ
İnne ileynâ iyâbehüm.
Kuşkusuz onlar döne dolaşa bize gelecekler.
ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم
Sümme inne `aleynâ hisâbehüm.
Sonra da bize hesap verecekler.
Baştan sona dinle · Gâşiye
0:00