Fecr
الفجرFecr sûresi, Kur'an-ı Kerim'in 89. sûresidir ve 30 ayetten oluşur; Mekkî bir sûredir. Bu sayfada Arapça metni, Latin harfli okunuşu, Türkçe meali ve her ayet için Arapça tilaveti bulunur.
Arapça metin: Tanzil UthmaniMeal: Elmalılı Muhammed Hamdi YazırOkunuş: Tanzil TR (Muhammet Abay)Tilavet: Mishary Râshid el-Afasy
وَٱلْفَجْرِ
Velfecr.
Andolsun fecre.
وَلَيَالٍ عَشْرٍ
Veleyâlin `aşr.
On geceye (Zilhicce ayının ilk on gecesine).
وَٱلشَّفْعِ وَٱلْوَتْرِ
Veşşef`i velvetr.
Çifte ve teke.
وَٱلَّيْلِ إِذَا يَسْرِ
Velleyli izâ yesr.
Gitmekte olan geceye.
هَلْ فِى ذَٰلِكَ قَسَمٌ لِّذِى حِجْرٍ
Hel fî zâlike kasemül lizî hicr.
Nasıl, bunlarda bir akıl sahibi için yemin var değil mi?
أَلَمْ تَرَ كَيْفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِعَادٍ
Elem tera keyfe fe`ale rabbüke bi`âd.
Görmedin mi Rabbin ne yaptı Âd kavmine?
إِرَمَ ذَاتِ ٱلْعِمَادِ
İrame zâti-l`imâd.
Sütunlar sahibi İrem'e?
ٱلَّتِى لَمْ يُخْلَقْ مِثْلُهَا فِى ٱلْبِلَـٰدِ
Elletî lem yuhlak mislühâ fi-lbilâd.
Ki ülkeler içinde onun benzeri yaratılmamıştı.
وَثَمُودَ ٱلَّذِينَ جَابُوا۟ ٱلصَّخْرَ بِٱلْوَادِ
Vesemûde-llezîne câbu-ssahra bilvâd.
Vâdide kayaları yontan Semud kavmine?
وَفِرْعَوْنَ ذِى ٱلْأَوْتَادِ
Vefir`avne zi-l'evtâd.
Kazıklar sahibi (güçlü, kuvvetli) Firavun'a?
ٱلَّذِينَ طَغَوْا۟ فِى ٱلْبِلَـٰدِ
Ellezîne tagav fi-lbilâd.
Bunlar ülkelerde azmışlardı.
فَأَكْثَرُوا۟ فِيهَا ٱلْفَسَادَ
Feekserû fîhe-lfesâd.
Oralarda çok bozgunculuk yapmışlardı.
فَصَبَّ عَلَيْهِمْ رَبُّكَ سَوْطَ عَذَابٍ
Fesabbe `aleyhim rabbüke sevta `azâb.
Bu yüzden Rabbin onların üstüne azap kamçısı yağdırdı.
إِنَّ رَبَّكَ لَبِٱلْمِرْصَادِ
İnne rabbeke lebilmirsâd.
Kuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir.
فَأَمَّا ٱلْإِنسَـٰنُ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ رَبُّهُۥ فَأَكْرَمَهُۥ وَنَعَّمَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَكْرَمَنِ
Feemme-l'insânü izâ me-btelâhü rabbühû feekramehû vene``amehû feyekûlü rabbî ekramen.
Ama insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, "Rabbim bana ikram etti." der.
وَأَمَّآ إِذَا مَا ٱبْتَلَىٰهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُۥ فَيَقُولُ رَبِّىٓ أَهَـٰنَنِ
Veemmâ izâ me-btelâhü fekadera `aleyhi rizkahû feyekûlü rabbî ehânen.
Ama her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, "Rabbim beni zillete düşürdü." der.
كَلَّا ۖ بَل لَّا تُكْرِمُونَ ٱلْيَتِيمَ
Kellâ bel lâ tükrimûne-lyetîm.
Hayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz.
وَلَا تَحَـٰٓضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
Velâ tehâddûne `alâ ta`âmi-lmiskîn.
Birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz.
وَتَأْكُلُونَ ٱلتُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا
Vete'külûne-ttürâse eklel lemmâ.
Oysa mirası öyle bir yiyorsunuz ki, haramhelal gözetmeden.
وَتُحِبُّونَ ٱلْمَالَ حُبًّا جَمًّا
Vetühibbûne-lmâle hubben cemmâ.
Malı öyle bir seviyorsunuz ki, yığmacasına.
كَلَّآ إِذَا دُكَّتِ ٱلْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا
Kellâ izâ dükketi-l'ardu dekken dekkâ.
Hayır hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz olduğu zaman,
وَجَآءَ رَبُّكَ وَٱلْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا
Vecâe rabbüke velmelekü saffen saffâ.
Rabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman,
وَجِا۟ىٓءَ يَوْمَئِذٍۭ بِجَهَنَّمَ ۚ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ ٱلْإِنسَـٰنُ وَأَنَّىٰ لَهُ ٱلذِّكْرَىٰ
Vecîe yevmeizim bicehenneme yevmeiziy yetezekkeru-l'insânü veennâ lehü-zzikrâ.
Ki cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var?
يَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى قَدَّمْتُ لِحَيَاتِى
Yekûlü yâ leytenî kaddemtü lihayâtî.
"Keşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim." der.
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُۥٓ أَحَدٌ
Feyevmeizil lâ yü`azzibü `azâbehû ehad.
Artık o gün Allah'ın edeceği azabı kimse edemez.
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُۥٓ أَحَدٌ
Velâ yûsiku vesâkahû ehad.
Onun vuracağı bağı kimse vuramaz.
يَـٰٓأَيَّتُهَا ٱلنَّفْسُ ٱلْمُطْمَئِنَّةُ
Yâ eyyetühe-nnefsü-lmutmeinneh.
Ey, Rabbine, itaat edip huzura eren nefis!
ٱرْجِعِىٓ إِلَىٰ رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً
İrci`î ilâ rabbiki râdiyetem merdiyyeh.
Hem hoşnut edici, hem de hoşnut edilmiş olarak Rabbine dön.
فَٱدْخُلِى فِى عِبَـٰدِى
Fedhulî fî `ibâdî.
Kullarımın arasına gir.
وَٱدْخُلِى جَنَّتِى
Vedhulî cennetî.
Cennetime gir.
Baştan sona dinle · Fecr
0:00